GÜN ”SAVUNMAMESLEĞİ”NE SAHİP ÇIKMAK GÜNÜDÜR

Bilindiği gibi, avukatlık ‘’kamu hizmeti’’ özelliği taşıyan bir ‘’serbest’’ meslektir. Avukatlığın bir ‘’kamu hizmeti’’ sayılması, avukatların devletin temel hukukî işlevlerinden biri olan ‘’yargı(lama)’’ faaliyetinde tarafların temsili bakımından tekelci konuma sahip olmalarıyla ilgilidir. Nitekim Ceza Kanunu (m. 6/1) hâkimler ve savcılarla birlikte avukatların da ‘’yargı görevi’’ yaptıklarını belirtmiştir. Kısaca, avukatların yürüttükleri hizmet yargısal işlevin ayrılmaz bir…

Read More

TÜRKİYE KÜRT SORUNUNU ÇÖZMEDEN ÖZGÜRLEŞEMEZ

Türkiye’de devletin birlik-bütünlüğü ve bekâsı ile milletin birlik-bütünlüğü ve bekâsı, aralarındaki uzlaşmaz görünen görüş ayrılıklarına rağmen, laikçilerle dincileri birleştiren önceliklerdir. Esasen, ‘’devletçilik’’ ile ‘’milliyetçilik’’ baştan beri Türkiye Cumhuriyeti’nin iki karakteristik vasfıdır. Kürt sorununun barışçı bir şekilde çözülmesini engelleyen de temelde bu devletçi-milliyetçi saplantıdır. Kısaca, Türkiye’de ‘’hikmet-i hükümet’’ (raison d’etat) hükmünü yürütüyor, gerisi ayrıntıdır. Özellikle Kürt…

Read More

BİR ”ÇIKIŞ STRATEJİSİ”?

Türkiye epey bir zamandır ziyadesiyle sıkışmış bir durumda. Mevcut sistem kurumlarından insan malzemesine kadar akla gelebilecek hemen hemen her alanda dramatik bir iflâsı yaşıyor. O kadar kapsamlı bir iflâs manzarasıyla karşı karşıyayız ki, kamu hayatının çökmüş veya çıkmaza girmiş alanlarını sırf saymaya kalksak bile altından kalkabileceğimizden emin değilim. Ne yazık ki, içine sürüklendiği bu kıskaçtan…

Read More

DE TOCQUEVILLE VE DEMOKRATİK DESPOTİZM

‘’Demokratik Uluslar Ne Tür Bir Despotizmden Korkmalıdırlar’’. Bu, Alexis de Tocqueville’in ünlü AMERİKA’DA DEMORASİ adlı kitabının 2. Cildinde yer alan bir bölüm başlığıdır Democracy in America, II, 1961, 378-84). Düşünürün kendisi bu soruya, kısaca, ‘’demokratik despotizm’’ veya ‘’yumuşak despotizm’’ olarak cevap vermiştir. Yani Tocqueville, demokrasi hakkındaki yaygın görüşe de uygun olarak, bildik kaba despotizmin demokrasiler…

Read More

AYDIN VE ENTELEKTÜEL

Türkçede ‘’aydın’’ ve ‘’entelektüel’’ kelimeleri genellikle aynı anlamda kullanılmaktadır. Buna göre, aydın ve entelektüellerin ayırt edici özelliği bunların okuyan-yazan, kültürlü ve düşünen kişiler olmalarıdır. Başka bir anlatımla, her iki grupta da ağır basan özellik zihinsel ilgiler ve/veya faaliyetlerin öne çıkmasıdır: Aydınlar ve entelektüeller esas olarak zihinsel donanım ve faaliyetleriyle temayüz eden ve toplumsal konumları daha…

Read More

”YENİ TÜRKİYE” Mİ DEDİNİZ?

  AKP’nin gözde sloganı “Yeni Türkiye”, aslına bakılırsa, çağrışımları bakımından hiç de yeni değil. Bununla üç aşağı-beş yukarı muhafazakâr-sağ geleneğin “Büyük Türkiye” vizyonu kastediliyor: “büyük, güçlü ve kalkınmış bir Türkiye”. AKP’nin sözde “yeni” vizyonunun öncekilerden en belirgin farkı, iktisadî kalkınma ve refah odaklı eski anlayışta bir ağırlık kaydırması yapmak suretiyle, “büyük”lüğü aynı zamanda emperyal bir…

Read More

BARIŞ VE ADALET: HANGİSİ ÖNCE GELİR?

Günümüzün önde gelen özgürlükçü düşünürlerinden Chandran Kukathas ‘’Liberal Takımadaları’’ (The Liberal Archipelago, 2003) adlı baş eserinde ve başka bazı yazılarında, ısrarla, siyaset felsefesinin ele alması gereken asıl sorununun ‘’adalet’’ değil ‘’barış’’ olduğunu savunmaktadır. Bu, 1992’de yayımlanan çığır-açıcı denemesinden (‘’Are there any cultural rights?’’) itibaren, onun etnik-kültürel ve dinî bakımlardan heterojen toplumlarda farklı grup veya toplulukların…

Read More

MUHAFAZAKÂR-OTORİTER SOSYAL MÜHENDİSLİK

Cumhurbaşkanı Erdoğan hafta sonunda Ensar Vakfı’nda yaptığı konuşmada çok ilginç şeyler söyledi. Önce bu konuşmadan bazı alıntılar: “Biz 14 yıldır kesintisiz hamdolsun siyasî iktidarız ama hala sosyal ve kültürel iktidarımız konusunda sıkıntılarımız var. (…) İmam hatiplere olan ilginin artması, tüm okullarda Kur’an-ı Kerim, Siyer-i Nebi, Osmanlıca gibi derslerin seçmeli olarak okutulması başlı başına çok güzel…

Read More

DEMOKRASİYİ KİLİTLEYEN DÜŞMAN KARDEŞLER

Çeyrek yüzyıl önce kaleme aldığım “Alternatif Fobiler: Din ve Demokrasi” başlıklı yazıyı şöyle bitirmiştim: “Sonuç olarak, Türkiye’de demokrasinin en temel açmazı, yukarıda işaret edilen iki-yönlü kıskaçtan bir türlü kurtulamamasıdır. Bir yandan laikçi Kemalistlerin din ve demokrasi fobisi, öbür yandan da çatışmacı İslamcıların demokrasi fobisi Türkiye’deki demokrasi çabalarını zora koşmaktadır. Çözüm, bu gruplar da dahil olmak…

Read More

”ÖZERK KURUMLAR” MI DEDİNİZ?

Liberal-demokratik rejimlerin gayet anlamlı sembolleri bunlar: parlamento, özerk kurumlar, bağımsız yargı. Parlamento, toplumun demokratik temsilcilerinin kamusal meseleleri halka açık bir şekilde tezekkür edip karara bağladıkları yer; özerk kurumlar, çoğunluk iktidarının partizan kaygılarla müdahale edemeyeceği uzman kurumlar; bağımsız yargı, hak ve adaletten başka hiçbir politik veya kişisel kaygının yönlendiremediği mahkemeler sistemi. Gel gör ki, bugün Türkiye’de…

Read More