ÇOĞULCULUK, ÇOĞUNLUKÇULUK VE DEMOKRASİ

Siyaset dilinde demokrasi terimi, kendisinden olumlu bir bağlamda söz edildiği çoğu durumda onu niteleyen bir sıfatla birlikte kullanılır; ‘’liberal demokrasi’’, ‘’özgürlükçü demokrasi’’, ‘’anayasal demokrasi’’ gibi. Sıkça başvurulan bu tür kullanımlardan biri de ‘’çoğulcu demokrasi’’ ifadesidir. Demokrasiye ilişkin özellikle normatif söylemde bu terime sıkça başvurulması, ya demokrasinin ancak çoğulculuğu kurumlaştıran bir yapı içinde değerli olduğunu, ya…

Read More

KOLLEKTİF HAKLAR TARTIŞMASI VE KÜRT SORUNU

GİRİŞ Kürt sorununun çözümü için hükümetin başlattığı girişim “kolektif haklar”la ilgili bildik tartışmayı yeniden gündemimize soktu. Bu çerçevede Kürt siyasî hareketi çevrelerinden zaman zaman seslendirilen bazı siyasî talepler kolektif hak talebi şeklinde algılandığından, sadece “Devlet” tarafından değil, entelektüel Türk kamuoyunca da sempatik karşılanmıyor. Kolektif haklar karşıtı söylem, bilinçli veya bilinçsiz olarak, geleneksel liberal argümanları kullandığı…

Read More

HUKUK ”DEVLET BUYRUKLARI” DEMEK MİDİR?

I Hukuk nedir?… Hukuk devlet tarafından cebren uygulanan herhangi bir normlar sistemi demek midir? Gerek yapılışı gerekse muhtevası bakımından yönetilenlerin irade ve rızasından, onların adalet ve esenlik beklentisinden bağımsız olarak, tamamen devletin tek-taraflı dayatması şeklinde ortaya çıkan bir cebrî normlar sisteminin varlığı ‘’hukuk’’ sayılmak için yeterli midir? Eğer öyleyse, ‘’hukuk’’ denen fenomenin, silâhlı gücü sayesinde…

Read More

SİYASÎ BİR KURUM OLARAK HUKUK

  Hukuka ilişkin özellikle liberal tahayyül “hukuk”un kısmî özerkliği ve evrensel bir özü bulunduğu konusunda ısrarlıdır. Hukukçular da genellikle hukuku özerk bir sistem olarak ele alır ve onun siyasetle bağlantısını ihmal ederler. Oysa hukuk aynı zamanda siyasî bir kurumdur. Bununla kastedilen, hukukun tamamen siyaset tarafından şekillendirildiği değildir. Gerçi, modernlik bağlamında hukuk esas olarak yaratılan veya…

Read More

DEMOKRASİ VE ÖZGÜRLÜK

  Giriş Demokrasi, kadim Grek uygarlığını bir yana bırakırsak, aşağı yukarı iki asırdan fazla bir süredir medenî dünyanın önde gelen siyasî idealleri arasında yer almaktadır. Ancak, hiç de kısa sayılamayacak bir süredir insanoğlunun değerler dünyasında sahip olduğu bu ayrıcalıklı konumuna rağmen, bugün halâ bu kadim idealin anlamı üzerinde tam olarak mutabakat olduğu söylenemez. Bu özellikle…

Read More

SİYASET İNCELEMELERİ BAĞLAMINDA FELSEFE, TEORİ VE İDEOLOJİ

  GİRİŞ ‘’Sosyallik’’ insanoğlunun gerek zaman gerekse mekân bakımından evrensel bir özelliğidir. İnsan toplumsal bir canlıdır; toplum dışında bir insan tasavvuru ancak zihinsel bir kurgu olabilir. Toplum olarak var olmanın kurucu unsurlarından biri ise, onu ‘’devlet’’le özdeşleştirmemek kaydıyla, siyasettir. İkibin yıldan daha fazla bir süre önce Aristo insanın ‘’siyasal bir canlı’’ olduğunu söylerken bu gerçeğe…

Read More

REİSÇİLİK YENİ BİR ŞEY DEĞİL

Ehlinin malûmu olduğu üzere, son yıllarda sadece basın-yayın dünyasında değil akademik camiada da tedavülde olan Türkiye hakkındaki literatürün bugünkü rejiminiz hakkında öne çıkardığı özellikler arasında ‘’popülist otoriterlik’’[i] ve ‘’kişiselcilik’’ (veya ”kişisel yönetim”) eğilimi başta gelmektedir. Özellikle siyasî sistemimizin kişiselci karakteriyle ilgili bilimsel teşhisin akademisyenlerin fildişi kulelerinden bakarak uydurdukları bir spekülasyon olmayıp, olgusal bir gerçekliğe tekabül…

Read More

ÖZGÜRLÜK, HUKUK VE DEMOKRASİ

‘’Özgürlük, hukuk ve demokrasi’’ üçlemesi günümüzün sosyo-politik sistem idealinin özeti olarak görülebilir. Medenî bir toplumsal-siyasal hayat ancak en azından bu üç temel değer üzerine oturan bir sistemde mümkündür. Bununla beraber, bu üç değerin tek bir paket olarak sunulması ne bu değerlerin her zaman tam bir uyum içinde oldukları, ne de medenî bir sosyo-politik sistemin dayandığı…

Read More

KHK’LILAR SORUNU ÇÖZÜMSÜZ MÜDÜR?

  Son mahallî idare seçimlerine kadar, 15 Temmuz darbe girişimini izleyen olağanüstü hal döneminde kanun hükmünde kararnâmeyle (KHK) görevlerine son verilen kamu görevlilerinin dramı hakkında toplumun genelinde yeterince farkındalık oluşmuş değildi. Sözkonusu kişilerin bazılarının bu seçimlerde muhtelif belediye başkanlıklarını kazandıkları halde görevi üstlenmelerine izin verilmemesi daha fazla kişinin bu meselenin ciddiyetini kavramasına yol açmış olmalıdır….

Read More

TÜRKİYE’DE POPULİST OTORİTERLİK

Giriş Populizm son zamanlarda ülkemizin siyasî rejimiyle ilgili olarak sıkça başvurulan bir kavram haline geldi. Elbette Türkiye popülizmle ilk defa karşılaşıyor değil. Populizm aslında ne Türkiye siyaseti için yeni bir olgudur, ne de Türkiye’ye özgüdür.  Cumhuriyet Halk Partisi’nin 1920’li ve 1930’lu yılların tek-parti rejimindeki ‘’halkçılık’’ının populizmle ilişkisini bir yana bırakırsak, çok-partili hayata geçtikten sonra 1950’lerden…

Read More